Son günlerde Akdeniz Koruma Derneği’nin, Datça–Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde yer alan S.S. Karaköy Su Ürünleri Kooperatifi’ne yönelik yürüttüğü destek sürecine ilişkin bazı sorular ve yorumlar kamuoyuna yansımıştır. Bu süreçte, yalnızca ilgili başlıklara değil; aynı zamanda Derneğimizin farklı çalışma alanlarına dair zaman içinde yöneltilen çeşitli soru ve yorumlara ilişkin de kamuoyunu bilgilendirme ihtiyacı doğmuştur. Akdeniz Koruma Derneği olarak, toplumun doğru bilgiye erişimini ve tüm süreçlerin şeffaflık ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesini önemsiyoruz.
Akdeniz Koruma Derneği, denizel ve kıyısal ekosistemlerin korunması için bilimsel temelli çalışmalar yürüten, kamu kurumları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve yerel topluluklarla iş birliği içinde hareket eden, kâr amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşudur. Tüm faaliyetlerimizde temel önceliğimiz; doğa koruma hedeflerini, yerelde yaşayan ve geçimi doğaya bağlı olan toplulukların ihtiyaç ve gerçeklikleriyle birlikte ele almaktır. Bilimsel veriye dayalı çalışma yaklaşımıyla AKD’nin sahadaki faaliyetlerinden elde edilen veriler, ilgili kurumlarla paylaşılır ve karar alma süreçlerine bilimsel katkı sunmayı amaçlar. Aynı zamanda literatüre katkı sunar. Bu çalışmaların tamamı, ilgili mevzuat ve yetkili kurumların süreçleriyle uyumlu şekilde gerekli izinler alınarak yürütülür. Kurulduğumuz 2012 yılından beri tüm çalışmalarımızın sonuçları birçok raporda kendine yer bulmuş, kamuoyuna açık bir şekilde paylaşılmış ve ilgili kurumlarca denetlenmektedir.
Kurumumuzla sıkça yan yana gelen bir konu olan balıkçılığa kapalı alanların ilanına ilişkin bir kez de buradan açıklama yapmak isteriz. Balıkçılığa kapalı alanlar, yetkili kurumların değerlendirmesi sonucunda ilan edilmektedir. AKD’nin bu süreçteki rolü, yereldeki diğer kurumlar gibi yalnızca görüş sunmakla sınırlı olmuş; bilimsel izleme sonuçlarına dayanarak koruma ihtiyacı bulunan alanlara ilişkin bulguları karar vericilerle paylaşmak ve ekosistem temelli koruma yaklaşımını desteklemek şeklinde yürütülmüştür. Balıkçılığa kapalı alanların belirlenerek ilan edilmesi Dernek olarak bizim insiyatifimizde olan bir konu değil, tamamen resmi makamların kontrolünde olan bir durumdur. İlan edilen bazı alanların etkili korunmasında ise Deniz Koruyuculuğu Sistemimizle kamu kurumlarına yalnızca destek vermekteyiz.
Derneğimizin S.S.Karaköy Su Ürünleri Kooperatifine ait balıkçı barınağını devralma veya işletmeye yönelik hiçbir talebi, başvurusu veya girişimi olmamıştır. Balıkçı Barınakları Yönetmeliği açıktır: “Kiralanan barınak üçüncü şahıslara devredilemez.” Bu doğrultuda, söz konusu barınağın devralınması hukuken mümkün değildir. Akdeniz Koruma Derneği kâr amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşudur. Balıkçı barınağı, ticari işletme veya gelir getirici herhangi bir yapıyı işletmek ya da devralmak gibi bir amaç ya da yetkiye sahip değildir. Çalışma alanlarımızda desteklemeyi hedeflediğimiz tüm kooperatiflerde olduğu gibi, S.S. Karaköy Su Ürünleri Kooperatifi’nin kapasitesinin güçlendirilmesine yönelik ayni desteklerimizi, geçmişte olduğu gibi önümüzdeki dönemde de imkânlarımız ve ilgili izin süreçleri çerçevesinde sürdürmeyi amaçlıyoruz.
Akdeniz keşiş foku ve deniz çayırları gibi hassas tür ve habitatlara yönelik çalışmalarımız, bilimsel yöntemler ve ilgili izin süreçleri kapsamında yürütülen izleme ve koruma faaliyetleridir. AKD, doğa koruma çalışmalarında türlerin yaşam alanlarını baskı altına alabilecek veya habitatlara zarar verebilecek yaklaşımlardan kaçınmayı esas alır; sahadaki her uygulamasında “tür ve habitatın korunması” ilkesini önceliklendirir. Gökova Körfezi’nde yürütülen “doğal kıyı mağarası restorasyonu” çalışması, insan baskısı nedeniyle yaşam alanları giderek daralan ve nesli tehlike altında olan Akdeniz keşiş foku (Monachus monachus) için uygun üreme ve barınma alanlarının desteklenmesi amacıyla, ilgili kurumların koordinasyonunda planlanmış ve uygulanmıştır. Çalışma, T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü koordinasyonunda ve Muğla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü iş birliğiyle yürütülmüş; yöntemi ve bulguları uluslararası hakemli bir bilimsel dergide yayımlanmıştır (Oryx, 2023). Bu uygulama, herhangi bir kıyı yapılaşmasını gerekçelendirmek veya başka alanlarda benzer müdahaleleri teşvik etmek amacı taşımamaktadır; kıyı yapılaşması nedeniyle kaybedilen mağara habitatlarının farklı bir yerde “yeniden oluşturulmasını” meşrulaştıran bir emsal olarak değerlendirilemez. AKD’nin yaklaşımı, her bir alanın ekolojik koşullarına özel olarak, yalnızca ilgili kamu kurumlarının izni ve bilimsel değerlendirme çerçevesinde yürütülen tür koruma çalışmalarını kapsamaktadır. Türün güvenliği ve mahremiyeti nedeniyle mağara lokasyonu gibi hassas bilgiler kamuya açık şekilde paylaşılmamaktadır. Çalışmalarımızın raporları ve bilimsel çıktıları ilgili kurumlarla paylaşılmakta ve kamuya açık kaynaklarda yer almaktadır.
Çalışma alanlarımızdan Gökova Körfezi’nde yer alan Karacasöğüt’te inşa edilmesi planlanan marinaya ilişkin, kurumumuzun ne yazılı ne de sözlü herhangi bir olumlu görüşü ya da marina yapımını destekleyici bir veri paylaşımı bulunmamaktadır. Benzer şekilde, Gökova Ören sahilinde geçmişte başka isimler tarafından yürütülen deniz çayırı restorasyon çalışmasının da Akdeniz Koruma Derneği ile herhangi bir kurumsal ilişkisi bulunmamaktadır. Akdeniz Koruma Derneği, doğa koruma yaklaşımı gereği ekosistemlere zarar verebilecek uygulamaları destekleyen veya bu tür uygulamalara onay veren bir tutum içinde olamaz.
Öte yandan, 2025 yılında kurulan Akdeniz Koruma Vakfı’nın kurucu üyeleri arasında yer alan söz konusu isim, kurumsal kimliğinden bağımsız olarak bireysel düzeyde desteklediği çevresel konular kapsamında Vakfımızda kurucu üye olarak yer almıştır. Ancak süreç içerisinde yapılan karşılıklı değerlendirmeler ve söylem–eylem uyumunun gözetilmesi doğrultusunda, yolların ayrılmasının daha uygun olacağına karar verilmiştir. Akdeniz Koruma Derneği ve Akdeniz Koruma Vakfı’nın çalışmaları; bilimsel veriler ışığında, türlerin ve yaşam alanlarının korunması hedefiyle ve kıyı topluluklarının refahı gözetilerek yürütülmektedir. Bu çerçevede, AKD’nin veya Vakfın adı, çevreye zarar verebilecek herhangi bir faaliyete destek verildiği izlenimi yaratacak şekilde kullanılamaz.
Akdeniz gibi doğal kaynakların hızla azaldığı ve iklim krizinin etkilerinin giderek daha ağır hissedildiği bir coğrafyada, doğayı koruma alanında çok boyutlu zorluklarla karşı karşıyayız. Bu nedenle, doğa koruma hedeflerimize ancak dayanışma ve iş birliği içinde ulaşabileceğimize inanıyoruz. AKD olarak, çalışmalarımıza ve ekibimize yönelik bazı değerlendirmelerin kamuoyuna yansıması nedeniyle üzüntü duyduğumuzu belirtmek isteriz. Sahada uzun yıllardır emek veren birçok kişinin motivasyonunu etkileyebilecek bu tür yaklaşımların, doğa koruma çabalarını yıpratmamasını temenni ediyoruz. Çalışmalarımızla ilgili her türlü bilgi talebine açık olduğumuzu, şeffaf iletişimi ve doğrudan diyaloğu önceliklendirdiğimizi bir kez daha vurgulamak isteriz. Bilimsel temelli çalışmalarımıza ve yerel paydaşlarla iş birliğimize kararlılıkla devam edeceğiz.