Gökova Körfezi’nde Kadın Balıkçılar Dümende

16.08.2021

Bu makale, UNEP / MAP-SPA / RAC tarafından Akdeniz Koruma Derneği’nin iş birliği ile 2021 Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle hazırlanan ve Barselona Konvansiyonu’nun çalışmalarıyla kutsanan ilkeleri hayata geçiren kadın kahramanların (pek çok kadın arasından) hikayelerini yayınlayarak başarılarını vurgulama amacıyla hazırlandı. Makalelerin tümüne SPA/RAC internet sitesinden ulaşabilirsiniz. (http://rac-spa.org/node/2019)

Kadın balıkçılar, Türkiye’de yüzyıllardır balıkçılık kültürünü yaşatmak için göllerde, nehirlerde ve denizlerde geleneksel yöntemlerle ağ atıyor. Kimi aile mesleği olduğu için kimi de evlendikten sonra eşi ile balıkçılık yapmayı tercih ediyor.

Geleneksel balıkçılık, insanın doğa ile uyumunun en özel örneklerinden. Türkiye’de 8500 kilometre uzunluğundaki denizel kıyı alanında, iç sularda devam eden geleneksel balıkçılık kültürü, coğrafi farklılıklardan dolayı çeşitlilik gösteriyor. Kadın ve erkek balıkçıların birlikte yaşattığı bu kültür; kullanılan av araçları, tekne şekilleri, evde ve teknede pişen yemek tarifleri ve gündelik hayatta kullanılan deyimler, terimler gibi pek çok konudaki farklılıklar mesleğin zenginliğini öne çıkıyor.

Geleneksel balıkçılık, yasa dışı ve aşırı avlanma, iklim değişikliğinin neden olduğu istilacı tür baskısı gibi pek çok sorunla karşı karşıya. Ancak kadın balıkçılar, bu sorunların yanı sıra başka problemlerle de mücadele ediyor. Balıkçılıkta cinsiyet dağılımının erkek ağırlıklı olması, kadınların meslekte tayfa olarak tanımlanmasına neden oluyor. Bu durum, kadın balıkçılarla ilgili sorunların en temelini oluşturuyor.

Buna rağmen Gökova Körfezi’nin küçük kasabalarından olan Akbük’te yıllar içinde kendisini tayfa yerine balıkçı olarak kabul ettiren 55 yaşındaki Gülsiye Ölmez gibi ezber bozan kadın balıkçılar da var.

Gülsiye, balıkçılıktan elde edilen kazancın aile içinde kalması için eşiyle birlikte balıkçılık yapıyor. 1982 yılında başladığı balıkçılığın tüm gerekliliklerini eşinden ve Gökova Körfezi’nden öğrenen Gülsiye, üç kızını teknede büyüten pek çok kadın balıkçıdan biri. Kızlarının balıkçılıkla ilişkisini “Armut dibine düşer” sözü ile özetleyip ekliyor; “O dönem teknemiz, şu an sahip olduğumuzdan daha küçüktü ve karaya çıkmadan 3-4 günü denizde geçiriyorduk. Çocuklarımı bırakamadığım için onları da yanıma alıyordum. Benim kızlarım evlenip çocuk sahibi oldu ama hala zaman zaman benimle denize açılıp balıkçılık yapıyorlar”.

Balıkçılık mesleğine dünyanın pek çok yeri gibi Türkiye’de de atfedilen cinsiyet erkek. Bu nedenle kadınların balıkçılık yapması, pek çok insanı şaşırtıyor. Bir kadının balıkçılık yapabilmesi için erkeklerden farklı olarak neye sahip olması gerektiğini Gülsiye, tek kelime ile “güç” olarak yanıtlıyor. Fırtınada teknenin batmadan karaya ulaşmasını sağlamak, metrelerce uzunluktaki ağı denizden çıkarmak için en çok güce ardından da tecrübeye ihtiyaç olduğunu söylüyor. Tekne kullanmak için alınan eğitimlerin ve bulundurulması gereken resmi belgelerin önemli ancak tekneyi kullananın belge değil tecrübe olduğunu söyleyerek tecrübenin önemini vurguluyor.

Gökova Körfezi, Gülsiye’nin doğup büyüdüğü ve yıllardır geçimini sağladığı yer. Balıkçılığa ilk başladığı yıllarda çok daha fazla balık avlayabildiğini ancak zaman içinde yasa dışı ve aşırı balık avcılığının Körfez’deki biyoçeşitliliği ve dolayısıyla balıkçılığı olumsuz etkilediğini, yıllara dayanan gözlem ve tecrübesi ile anlatıyor. Balıkçılığa Kapalı Alanların varlığını, balık türleri ve balıkçılığın geleceği için umut olarak görüyor. Ancak bu alanlarda Akdeniz Koruma Derneği’nin uyguladığı Deniz Koruculuğu Sistemi gibi aktif bir denetleme mekanizması olmadan yasa dışı avcılığın engellenemeyeceğini ekliyor.

Gülsiye, kaptanlık yapıp balık avlamanın ve ağlarını örmenin yanı sıra balığın satışını da yapıyor. Maliyetlerinin aynı kalmasına rağmen Covid-19 salgını sebebiyle balık fiyatlarının düşmesinden şikayetçi. Bu durum onun için emeğin değersizleştirilmesi anlamına geliyor.

Tüm sorunları karada bırakıp denizde olmak, rüzgarı hissedip ağdan çıkan balığa sevinmek Gülsiye Ölmez için şifanın ta kendisi. Bu nedenle teknesini evinden çok daha konforlu buluyor. Kadın olmak pek çok nedenden dolayı zor olmasına rağmen kadın balıkçı olmayı tüm sorunların çözümü olarak görüyor ve hayatını kolaylaştırdığını düşünüyor. Ona göre kadınlar, mesleğin tüm zorluklarına rağmen sırf kendi dünyaları güzelleşsin diye balıkçılık yapmalı.

Gökova Körfezi
1988 yılında Özel Çevre Koruma Alanı olarak ilan edilen Gökova Körfezi, 270 km² karasal alanı ve 827 km² deniz alanına sahiptir. Deniz alanının 28 kilometrekaresi Balıkçılığa Kapalı Alan’dır. Gökova Körfezi’nin önemli yaşam alanları arasında, Akdeniz Havzası’nın endemik türlerinden olan deniz çayırları (Posidonia oceanica) bulunuyor. Nesli tehdit altındaki türlerden orfoz (Epinephelus marginatus), kum köpekbalığı (Carcharhinus plumbeus) ve Akdeniz foku (Monachus monachus) için üreme ve beslenme alanıdır.

Akdeniz Koruma Derneği, 2013 yılından bu yana Gökova Körfezi’ndeki Balıkçılığa Kapalı Alanların yasa dışı her türlü faaliyete karşı denetlenmesi için Deniz Koruculuğu Sistemini yetkili kamu kurumları ile uyguluyor. DKS ve tamamlayıcı uygulamalar, Gökova Körfezi’ndeki deniz ekosistemlerinin restorasyonunda olumlu değişimler yarattı. BKA’larda balık biyokütlesi, korunmasız alanlara kıyasla 10 kata kadar arttı. Akyaka Su Ürünleri Kooperatifi’nin verilerine göre; BKA’ların ilan edildiği 2010 yılından bu yana, kooperatif ortaklarının geliri %400 (dolar karşılığı %80’dir) artış göstermiştir.

Gökova Körfezi, deniz koruma alanları için pilot alan niteliğindedir. AKD, bu alanda edinilen tecrübe ve kazanımları dört deniz koruma alanına daha taşımak için Fauna&Flora International’ın ortaklığında Tarım ve Orman Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İç İşleri Bakanlığı ile Tehdit Altındaki Coğrafyalar Programı’nın Türkiye uygulamalarını hayata geçiriyor.

Fotoğraflar: ©SPA/RAC, Artemisia Bodrum

Hazırlayan: Esra Kartal

Çeviri: İpek Yılmaz

Edit: Yasemin Ulusoy