Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 öncesinde, Akdeniz’in korunmasına yönelik yerel öncelikleri birlikte değerlendirmek amacıyla Muğla’da kent konseyleri, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldik.
Muğla Kent Konseyleri Birliği’nin ilk etkinliği olarak gerçekleştirilen buluşmaya Datça, Marmaris, Ula, Ortaca, Köyceğiz ve Menteşe’den kent konseylerinin yanı sıra yerel yönetim ve sivil toplum temsilcileri katıldı. Buluşma, Muğla’daki farklı ilçelerden yerel paydaşların çevre ve iklim sorunlarını aynı masa etrafında değerlendirmesine alan açtı.
Toplantının ilk bölümünde Akdeniz Koruma Vakfı olarak çalışmalarımızı ve COP31’e yönelik yaklaşımımızı paylaşarak “COP31 ve Akdeniz’in Önemi” başlıklı sunumu gerçekleştirdik. Katılımcıların kendi bölgelerindeki sorun, görüş ve beklentilerini paylaşmasının ardından Muğla Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanı Cihan Dündar iklim değişikliği ve denizel ekosistemlere ilişkin bir sunum yaptı. Toplantının devamında Denizel ve İklim Politikaları Uzmanı Aygün Karlı’nın kolaylaştırıcılığında, COP31’e taşınması gereken önceliklerin ele alındığı bir çalıştay gerçekleştirildi.
Çalıştayda mikroplastik kirliliği, mavi adalet ve iklim adaleti, kuraklık ve su kaynaklarının yönetimi, turizm baskısı, atık su yönetimi, orman yangınları, madencilik, enerji yatırımları, marina faaliyetleri ve doğal alanların korunması gibi pek çok başlık gündeme geldi. Tartışmalarda çevre ve iklim sorunlarının birbirleriyle bağlantılı olduğu; koruma politikalarının güçlendirilmesi, bilimsel verinin karar alma süreçlerine dahil edilmesi ve kamu kurumları ile yerel yönetimler arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.
Buluşmada ayrıca, Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) öncülüğünde hayata geçirilen Akdeniz Eylem Planı ve bu planın hukuki çerçevesini oluşturan Barcelona Sözleşmesi gibi, mevcut uluslararası mekanizmaların yerel ve ulusal çevre politikalarında daha etkin kullanılması gerektiğine dikkat çekildi. COP31’in ise yerel çevre sorunlarını görünür kılmak, mevcut taahhütlerin uygulanmasını gündeme taşımak ve savunuculuk çalışmalarını güçlendirmek açısından önemli bir fırsat sunduğu değerlendirildi.
AKV olarak COP31’e giden süreçte, Akdeniz’in geleceğine ilişkin tartışmaların yalnızca uluslararası müzakere masalarında değil, iklim krizinin etkilerinin doğrudan hissedildiği bölgelerde de yürütülmesini önemsiyoruz. Yerel paydaşlardan gelen bilgi, deneyim ve önceliklerin COP31 sürecinde daha görünür olması için farklı aktörlerle bir araya gelmeye ve Akdeniz’den gelen sesleri iklim gündemine taşımaya devam edeceğiz.
Etkinlik, Akdeniz Koruma’nın Yeni Balıklar çalışmaları kapsamında desteklediği yerli olmayan türlerin tüketime kazandırılmasına yönelik yaklaşımın da sahadaki örneklerinden biriyle sona erdi. Katılımcılar, Akçapınar’da bulunan Sepia Restoran tarafından hazırlanan aslan balığının tadına baktı. Akdeniz’de yayılım gösteren aslan balığı gibi yerli olmayan türlerin tüketiminin teşvik edilmesiyle hem bu türlerin deniz ekosistemi üzerindeki baskısının azaltılmasına hem de küçük ölçekli balıkçılar için alternatif ekonomik değer oluşturulmasına katkı sağlanması hedefleniyor.